III.
Onu bir daha görmemek için sıklıkla bulunduğu odadan ayrılıyorum.
O uzun birkaç dakika geçiyor, bence günler geçiyor, onu bir kez daha görebilmek için bulunduğum odadan ayrılıyorum. ve tekrar, tekrar ve tekrar onu bir daha görmemek için bulunduğu odadan ayrılıyorum.
Kırılıp parçalanan ama yeterince estetik olduğunu düşündüğüm korkunun, ayrı odalarda dahi ikimiz arasında geçen tek tahrik unsuru olduğunu biliyorum ve yine bir odadan diğerine alıyorum kendimi.
Öyle ya; birbirimize duyduğumuz ve giderek büyüyen bağımlılığın neticesidir meseleyi yanlış anlamışlığımız.
Yapma!
Bunu bir daha yapma!
Salonda ikimizdik, öpüştük ve devleti karşımıza aldık, yapma!
O filmi izlemeyecektik.
***
Konusu geçen film Elizabeth: Altın Çağ‘dır ve “başka bir dünyada, başka bir zamanda beni sevebilir misiniz” sorusundan yola çıkarak, “bildiğim tek dünya var ve ben sizi bu dünyada sevdim” ısrarıyla devam eden, 2008’den bugüne dek süren ama gel gör ki insana beş asırmış gibi gelen bu birleşmeden geriye yalnızca şu replik kaldı:
“Benim için yapabileceğiniz bir şey var, çok uzun zamandır bilmediğim bir şey. Eğer bu kadar yakın hissediyorsanız. Ancak sonrasında bundan konuşulmamalı, unutulmalı ama şimdi…bir öpücük?”
(Sir, yaklaşarak Kraliçeyi dudaklarından öper. Masum, küçük ama kavurucu bir öpücüktür bu. Sonrasında kraliçe sadece tek bir şey söyleyebilir.)
Elizabeth: Ölüyorum.